XVIII. yüzyılda İzlanda tarihinin en karanlık dönemini yaşar: Kıtlık, telef olan hayvanlar, salgınlar, yanardağ patlamaları gibi bir dizi akıl almaz felaketin ardından adım adım sefalete sürüklenmiştir. 1380’den beri Danimarka boyunduruğu altında, ada tam anlamıyla ihmal edilmiş ve tecrit olmuştu, ticari bakımdan tamamen bağlı olduğu Danimarka elindeki tüm kaynakları sömürüyordu. Bu zor şartlarda kimsesi olmayan birinin bir Saga kahramanı olmak bir yana, hayata tutunması bile mucize sayılır, anc ...